9 Mayıs 2020 Cumartesi

Saç ve Cilt Sağlığına Faydalı Bitkisel Yağlar

Neredeyse her gün kullandığınız saç ve cilt bakım ürünlerinin içinde zararlı kimyasal maddeler bulunduğunu mutlaka biliyorsunuzdur. Doğal yağlar ise eczaneden ya da kozmetik mağazalarından aldığınız bu ürünlerden çok daha besleyici ve nemlendiricidir. Bu yazımızda daha sağlıklı saç ve cilt için kullanabileceğiniz 5 doğal yağa yer verdik.



Saç ve Cilt Sağlığı İçin En Faydalı Bitkisel Yağlar

#1. Zeytinyağı

Zeytinyağı neredeyse herkesin evinde bulunur fakat mutfak dışında pek kullanılmaz. Ancak ağır bir yağ olmasına rağmen cildi nemlendirmek için etkili bir yağdır. 1 veya 2 çay kaşığı zeytinyağını cildiniz emene kadar ovarak sürün. Zeytinyağı cildinizdeki nemi tutan bir bariyer oluşturacaktır. Eğer mümkünse organik sızma zeytinyağı kullanın.

#2. Hindistan Cevizi Yağı

Hindistan cevizi yağı sağlığa olan faydalarından dolayı genellikle süper besinlerden oluştan listelerde bulunur. Bu yağ cilt ve saç derisi için bir nemlendirici olarak zeytinyağı gibi benzer şekilde kullanılabilir. Bir tutam hindistan cevizi yağını ellerinizin arasında ovuşturun ve saçlarınızdaki elektriklenmeyi azaltmak için hafifçe uygulayın. Hindistan cevizi yağı aynı zamanda içerdiği sağlıklı asitler ile antibakteriyel özellik taşıdığı için enfeksiyonları önlemek veya azaltmak için de kullanılabilir. Her gün 1 veya 2 çay kaşığı hindistan cevizi yağı yemek, vücudunuzun hem içi hem de dışı için oldukça faydalı olacaktır.

#3. Jojoba Yağı

Jojoba yağı diğer yağlara oranla daha pahalıdır ancak cildin ürettiği doğal yağa en yakın özellikte olduğu için cilt ve saç için ideal bir nemlendiricidir. Saçlarınızı yıkarken şampuanla birlikte kullanacağınız 1 veya 2 damla jojoba yağı daha canlı ve daha sağlıklı saçlara kavuşmanıza yardımcı olacaktır. Çoğu insan yağlı saç sevmez, ancak jojoba yağı nemlendirici ve saçı düzleştirici etkiye sahip hafif bir yağdır. Jojoba yağı düzenli olarak kullanıldığında kuru kafa derisini besleyerek normalleşmesine yardımcı olur.


#4. Fındık Yağı

Fındık çok lezzetli bir besindir ama daha da önemlisi cilt için harika bir besindir. Fındık yağı çoğu yağlar gibi çok nemlendirici ve aynı zamanda akne (sivilce) oluşumuna müsait cilde sahip olanlar için idealdir. Eğer vücudunuzda çok hızlı sivilce oluşuyorsa, muhtemelen aşırı verimli yağ bezlerine sahip bir cildiniz vardır. Fındık yağı cildi nemlendirdiğinden yağ bezlerinin çalışmasını yavaşlatacaktır ve bu da sivilce oluşumunu engelleyecektir.

#5. Badem Yağı

Badem yağı cilt için en iyi yağlardan birisidir. Badem yağı nemlendirici etkisinin yanında göz çevresindeki koyu renkli noktaların azaltılmasında ve erken yaşlanmayı engelleme ile ölü deri hücrelerinin yok edilmesinde de etkilidir. 1 dakika boyunca kuru cilde masaj yaparak uygulayın ve sıcak nemli bir bezle temizleyin. Badem yağı sedef ve egzamadan muzdarip olanlar için inflamasyonu azaltıcı etkiye de sahiptir.

Devamını Oku »

6 Mayıs 2020 Çarşamba

Akne Çeşitleri, akne tedavisi

Hepimiz hayatımızın bir döneminde sivilce sorunuyla mücadele etmişizdir. Özellikle gençlik yıllarında tanıştığımız bitmek bilmeyen, geçse bile geride kalıcı izler bırakan sivilceler, çok ciddi olmasa da bir cilt sorunudur. Genellikle ilaç tedavisiyle kontrol edilebilen aknelerin yanı sıra, daha ileri boyutta olan sivilcelerin mutlaka bir cilt uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Akne (sivilce) tedavi edilmeden önce ne tür bir sivilce olduğunun yani akne çeşidinin belirlenmesi oldukça önemlidir. Çünkü farklı çeşitleri bulunan aknelerin türünün belirlenmesi tedavinin sonuç vermesi adına faydalıdır. Bu yazımızda, akne çeşitleri nelerdir? kistik akne nedir? sivilce akne tedavisi nasıl yapılır? sivilce türleri ve tedavileri  hakkında detaylı bilgiye sahip olabilirsiniz.

Akne Çeşitleri Nelerdir?

Akne aşırı yağlanma sonucu ortaya çıkan bir sorundur. Ciltteki yağ, kıllar, bakteriler iltihaba ve akneye sebep olur. Aknenin bir çeşidi yoktur, aksine farklı özelliklerde akne çeşitleri bulunmaktadır. İltihaplı ve iltihapsız sivilce çeşitleri mevcuttur. İltihaplı sivilceler, nodül, papül, püstül adı verilen sivilce tipleridir. İltihapsız sivilceler ise, siyah noktalar, kistik sivilce ve beyaz yağ bezesi gibi olan kapalı komedonlardır. Öncelikle iltihaplı olan kırmızı ve daha acı veren sivilce türlerini inceleyelim.

İltihaplı Sivilceler

Nodül;
Diğer akne türlerinden daha büyük olan ağrı ve acı verebilen türdür. Diğer akne çeşitlerine göre daha şiddetli olan ve mutlaka bir dermotoloğun tedavi etmesi gereken akne vulgaris tipidir.
Papül;
İltihaplı, kırmızı renkli ve küçük pembe şişlikler şeklinde olan komedon türüdür. Papüller ciltteki kıl kökü iltihaplandığında oluşur. Kesinlikle sıkılmamalıdır, fazla dokunulması ve sıkılması sivilce izi kalmasına ve durumun daha da kötüleşmesine ve yayılmasına neden olur.



Püstül;
Püstül sivilce ağrılı ve iltihaplı olan, çevresinde kırmızı halka oluşan kabarık sivilce türüdür. Fazla temas edilmesi ve sıkılması durumunda mutlaka iz bırakır. Bu üç sivilce türü iltihaplı sivilce çeşitleridir.

İltihapsız Sivilceler

Siyah Noktalar;
Bir gözeneğin tıkanması sonucu bakteri, yağ, ölü hücrelerin birikmesiyle oluşan siyah noktalar, genellikle yağlı ciltlerde görülmektedir. Siyah noktalar çoğunlukla burun, çene ve alın kısmında bulunurlar.
Kistik Akne;
Bu sivilce türü en şiddetli ve en ağrılı olandır. Görünüşte bir nodül gibi gözükse de içi dolu aknelerdir. Sıkılması daha derin iltihaplanmaya ve daha büyük sorunlara yol açabilir. Bir çok kişinin yaşadığı bir sorun olan kistik sivilce, normalden daha büyük, kızarık ve enfeksiyon sonucu oluşmaktadır. Kistik sivilce nasıl geçer? sorusu sıklıkla karşımıza çıkmakta. Kistik akne tedavisi bazen çok uzun sürebilir ve geride yara izi, çukur görüntü bırakır.
Beyaz Yağ Bezesi;
Genelde göz kapağı etrafında ve yüzde çıkan yağ bezeleri zararsız olup, deri altında çıkan kistlerdir. Yağ bezeleri genetik kolestrol yüksekliği belirtisi olabilmektedir. Tedavisi mutlaka bir hekim tarafından yapılması gerekir. Yağ bezelerini sıkmak enfeksiyona sebep olur ve kalıcı izler bırakır.
Akne Fulminans;
Çok nadir görülen fakat aniden gelişen bir akne türüdür. Genellikle erkeklerde ergenlik döneminde ortaya çıkar. Göğüs, sırt, kol ve yüz bölgelerinde görülür. Eklem ağrısı ve iltihabı, ateş, şişlikle görülür. Mutlaka doktor tarafından tedavi edilmeli ve antibiyotik kullanılmalıdır.


Akne Rosacea;
Gül hastalığı olarak bilinen akne rosacea, genelde yüz ve alın bölgesinde çıkar. Ağrılı, kırmızımsı, iltihaplı, kılcal damar genişlemesi ile seyreden bir cilt hastalığıdır. Kesinlikle hekim tarafından tanı konulmalı ve özel tedavi edilmelidir.

Akne Tedavisi Nasıl Yapılır?

Farklı akne çeşitleri olduğu gibi, akne tedavisi de sivilcenin türene göre değişiklik göstermektedir. Akne tedavisinde en önemli nokta kesinlikle cildin temiz tutulması ve cilt tarafından üretilmekte olan fazla yağın dışarı atılmasına olanak sağlamaktır. Vücudunuzun herhangi bir yerinde çıkan sivilceye fazla temas etmek sivilcenin yayılmasına, aknelerin sıkılması ise sivilce izi kalmasına sebep olur. Bu nedenle sivilcelerinizi kesinlikle sıkmamalısınız.
Genetik faktörler sivilceye sebep olduğu gibi, iklim, hava şartları, cilt tipi, stres, depresyon ve hormonal değişiklikler akne oluşmasına sebeptir. Akne tedavisi süresince yağlı besinlerden uzak durulmalıdır. Bir dermotolog gözetiminde yapılan akne tedavilerinde, sivilce ilaçları, kimyasal peeling, ışık terapisi, antibiyotik, losyon, krem ve bazı sabunlar önerilebilir. İltihapsız ve kist şeklinde olan sivilce türleri için, kortikosteroid enjeksiyonu da kullanılabilir. Kısacası, hekiminiz akne türüne göre sivilce tedavisi uygulayacaktır.

Akne tedavisi lazer ile de yapılmaktadır. Lazer ile yapılan tedavilerde cildin alt dokusu yenilenir ve gözenekler küçülür. Cildin yağ üretimi % 25 azalır. Kistik akneler, nodüller, siyah noktalar, beyaz uçlu sivilceler de daha ilk seansta azalma olur.
Akne tedavisi 4 ay kadar uzun sürebilir. Bu süreçte yağlı nemlendiriciler, kozmetik ürünler, yağlı güneş kremleri kullanılmamalıdır.

Akne Tedavisinde Sürülerek Kullanılan Sivilce ilaçları

  • Antiseptik Deri Temizleyicileri
  • Benzoyl peroxide
  • Azelaik Asit
  • Antibiotikler: Clindamisin, Eritromisin, Sodium Sulfacetamide, Nadifloxasin
  • Retinoidler: Tretinoin, Adapalene, Tazorac, Isotretinoin
  • Niacinamide İçeren Ürünler
  • Salisilik Asitli ve Meyve Asitli Ürünler

Akne Tedavisinde Oral Kullanılan İlaçlar

  • Antibiyotikler
  • Isotretinoin
  • Hormon ilaçları( sadece kadınlara tavsiye edilmektedir)

Bitkisel Akne Tedavisi

Akne tedavisi için elinizin altında olan, her zaman evimizde bulunan bazı bitkilerden yararlanabilir, sivilceleri yatıştırabilirsiniz. Sadece kullanılan ilaçlar ve uygulanan bitkisel yöntemler bazen yeterli olmayabilir. Mutlaka beslenmenize, uyku düzenine ve cilt temizliğine özen gösterilmelidir.
Akne tedavisi için şifalı bitkilerden faydalanmak istediğinizde cildinize uygulamadan önce mutlaka bileğinizin iç kısmında denemeli, cildinizin alerjik reaksiyon gösterip göstermediğini kontrol etmelisiniz. Akne tedavisinde etkili olan doğal ürünler, aloe vera, çay ağacı yağı, yeşil çay, elma sirkesi gibi ürünlerdir.
Akne problemine doğal ürünlerle çözüm bulmak istiyorsanız, diğer makalelerimizi okuyabilirsiniz.

şifaları

ceviz yemek
Elma sirkesi
Kiraz yemek
İnciri yemek
Elmayı yemek





Devamını Oku »

10 Nisan 2020 Cuma

Kalp Yetersizliği ve tedavisi

Kalp, her atımda kasılıp gevşeyerek vücuda kan pompalayan bir kastır. Kalp yetersizliğinde kalp doğru şekilde çalışamayacak kadar zayıf düşer. Bu kalbin yeterince kuvvetle kasılamadığı veya yeterince kanla dolamadığı anlamına gelir; böylece vücuda daha az kan pompalanmış olur.



Kalp yetersizliği genellikle kalp damar hastalığı, kalp krizi veya yüksek tansiyon gibi hastalıklar nedeniyle kalp kasının zarar görmesinden kaynaklanır. Kalp yetersizliğine neden olabilecek diğer hastalıklar şunlardır:
  • Kalp kapağı ve kalp kası hastalıkları
  • Doğumsal kalp hastalıkları
  • Şeker hastalığı
  • Kronik böbrek yetersizliği
  • Akciğer hastalıkları
Kalp yetersizliği ciddi bir hastalık olup zamanında tedavi edilmediğinde hayati tehlike riski taşır. Bununla birlikte, zamanında fark edilip uygun bir şekilde tedavi edilirse hastalar uzun ve kaliteli bir yaşam sürebilir.
Kalp Yetersizliğinin Belirtileri
Kalbin vücuda yeterli miktarda kan pompalayamaması sonucu akciğerler ve vücudun değişik bölgelerinde sıvı birikimi meydana gelir. Bu durum çeşitli belirtilere neden olur. Yaygın görülen belirtiler:
  • Nefes darlığı
  • Yorgunluk
  • Şişme (ödem)
  • Hızlı kilo alma
  • Öksürük
Bunlara ek olarak öksürük, iştahsızlık, geceleri sık idrara çıkma, çarpıntı gibi başka belirtiler de görülebilir. Bir hastada bu belirtilerden biri ya da bir kaçı mevcut olabilir. Eğer hasta uygun tedavi altında ise yukarıdaki belirtilerden hiç birisi bulunmayabilir.

Kalp Yetersizliği tedavisi

kurufasulyenin yararları
çözülebilir kahvenin faydaları
ezogelin çorbasının yararları
yaprak sarmasının yararı
Isırgan otunun faydaları
Ökseotunun yararları
Yabanmersini Suyu içmek
Şerbetçiotunun yararı
Peygamberçiçeği Suyu içmek
Kurtpençesinin faydaları
Hercaimenekşenin yararları
özde
kurufasulye yemek
maden sodasının faydaları
kelle paça çorbasını yemek
fındık içinin yararları
Şerbetçiotunu içmek
Şimşir Suyu içmek
Melekotunun şifası
Böğürtlenin şifaları

Devamını Oku »

17 Mart 2020 Salı

Prostat İltihabı Tedavisi, şifalı bitkiler yiyecekler

Prostat İltihabı Belirtileri Prostat iltihabı belirtilerinin bir kısmı şunlardır:





  • Yüksek ateş, titreme
  • Ciltte kızarma
  • Alt karında, kasık kemiği civarında, belde, apış arasında, anüste veya testislerde ağrı
  • Sertleşme sorunları, boşalma esnasında ağrı veya menide kan
  • Büyük tuvalet esnasında ağrı
  • Boşaltım sistemi ile alakalı olası belirtiler şunlardır:
    • İdrarda kan
    • İdrar yaparken ağrı veya yanma
    • Kötü kokulu idrar
    • İdrar akışında zayıflık
    • Sık sık acil idrara çıkma isteği

    Prostat İltihabı Nedenleri

    Prostat iltihabına çoğu zaman bakteriler neden olur. İdrar yolları iltihabına neden olabilen herhangi bir tür bakteri prostat iltihabına da neden olur.

    1)  Öncü Hastalıklar

    Aşağıdaki hastalıklar bir süre sonra prostat iltihabına evirilebilir:
    • Epididimit: Sperm depolayan testis üzeri dokularının iltihabı
    • Üretrit
    • Diğer idrar yolu iltihapları
    Bu hastalıklara genellikle otuz beş yaş üzeri kişilerde rastlanmaktadır. Sorumlu bakteri çoğunlukla E. colidir.

    2)  Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

    Bazı cinsel yolla bulaşan hastalıklar prostat iltihabına neden olur.
    Sık karşılaşılan örnekleri şunlardır:
    • Gonore (bel soğukluğu)
    • Klamidya
    Aşağıdaki durumlarda bu tür hastalıkların bulaşma riski daha fazladır:
    • Korunmasız cinsel ilişkiye girmek
    • Birden fazla cinsel partner edinmek
    • Korunmasız anal ilişki

    3)  Mesane Çıkışı Obstrüksiyonu

    İdrar torbası çıkışındaki tıkanmadır. Aşağıdaki nedenlerle görülebilir:
    • Prostat büyümesi
    • İdrar torbası taşları
    • İdrar torbası tümörleri
    • Prostat bezinde, anüste veya alt karında oluşan tümörler
    • Posterior üretral valf: Çocuklarda görülen doğuştan gelen bir tür doku katlantısı hastalığı

    4)  Diğer Nedenler

    İdrar yolunu veya prostat bezi ile ilgili aşağıdaki problemler de prostat iltihabına neden olabilir:
    • Sünnet derisinin penis başının çıkışını engelleyecek şekilde daralması
    • Erbezi torbası ve anüs arasında kalan bölgeye darbe almak
    • İdrar yoluna sokulan boşaltım kateterleri
    • Sistoskopi (idrar yolu görüntüleme işlemi)
    • Prostat bezi biyopsisi olmak (prostat bezinden örnek parça alınması)

    Prostat İltihabı Tedavisi

    1)  İlaç Tedavisi

    Antibiyotikler: Prostat iltihabı ile mücadele esnasında genellikle ampicillin ve gentamicin gibi antibiyotik ilaçlar kullanılır. Dört ila altı hafta arasında kullanım önerilebilir.

    Aşağıdaki ilaç tedavileri de önerilebilir:
    • Parasetamol veya ibuprofen içerikli ağrı kesiciler
    • Büyük tuvalet esnasında ağrı yaşamamak için laksatifler
    • Prostat büyümesi varsa alfa bloker ilaçlar (tamsulosin, alfuzosin, doxazosin gibi): Prostat bezi civarındaki kasları gevşeterek idrarı kolaylaştırırlar.
    • Quercetin gibi kanama önleyiciler
    • Finasteride: Prostat küçültücü ilaç
    • Şiddetli vakalarda amitriptline ve gabapentin gibi etkili ağrı kesiciler

    2)  Yaşam Tarzı Uygulamaları

    Bol Su: Gün içerisinde bol bol su ve sıvı tüketin. Bu sayede daha sık idrara çıkarak bakterileri prostatınızdan atarsınız. İdrarınızı da tamamen boşaltın.
    Bazı Yiyeceklerden Kaçının: Baharatlı gıdalar, asitli veya kafeinli (kahve gibi) içecekler ve alkol idrar torbanızı tahriş ederek prostat iltihabı belirtilerini şiddetlendirebilir. Bu yiyecek ve içecekleri tüketmeyin.
    Aktif olun: Egzersiz yapmak hastalık belirtilerini hafifletecektir.
    Uzun süre oturmayın: Otururken de prostat bezinize olan baskıyı azaltmak için altınıza minder veya yastık alın.
    Bazı Aktivitelerden Kaçının: Bisiklete binmek gibi testislerinize veya kalçanıza baskı yapacak aktiviteler prostat iltihabı belirtilerini şiddetlendirebilir.

    3)  Besin Takviyeleri

    Çinko: Antibiyotiklerin çinko destekleri ile daha iyi sonuç verdiği düşünülüyor. Prostat bezinin küçülmesinde etkilidir. Yüksek dozda alınırsa yan etki gösterir.
    C Vitamini: E. Coli bakterilerinin üremesini yavaşlatarak prostat iltihabı tedavisinin sürecini kısaltır.
    Omega 3 yağ asitleri: İltihapla mücadelede vücuda yardım eder. Aspirin gibi kan inceltici ilaçlarla birlikte alındığında kanama riskini artırabilir, dikkatli olunmalıdır.
    Kabak çekirdeği: Faydaları ispatlanmamış olsa da tarihten bu yana prostat iltihabı için kullanılmaktadır.
    Kuersetin: Güçlü bir antioksidandır. Bakteriyel olmayan kronik prostat iltihabı ile mücadele eder. Bromelayin suyu ve papaya ile birlikte kullanıldığında daha etkili olmaktadır. Yüksek dozda alınırsa böbreklere hasar verebilir. İki ay boyunca aralıksız kullanılmamalıdır.
    Karaçayır poleni: Bakteriyel olmayan prostat iltihabına iyi geldiği düşünülüyor.

    4)  Prostat Masajı

    Doktor tarafından özel jeller kullanılarak anüs kanalından prostat bezine masaj uygulanabilir.

    5)  Prostatektomi

    Prostat bezinin alınması işlemidir. Prostat bezinde küçük yumru ve taşlar meydana gelirse gerekli hale gelebilir. Nadiren ihtiyaç duyulur. Bu taşların sürekli tekrarlayan prostat iltihabına neden oldukları düşünülüyor.

    Prostat İltihabı Tedavisi

    kurufasulyenin şifaları
    ezogelin çorbasının şifaları
    Uyuzotu Suyu içmek
    öz
    Yerelması Suyu içmek
    Turunçun yararları
    Sıracaotu Suyu içmek
    Karanfilağacının yararları
    Kasıkotunun faydaları
    Gülhatminin yararları
    özde
     karidesin yararları
    Enginarın yararları
    Limon Suyu içmek
    Marul Suyu içmek
    Tarçın Suyu içmek
    Üzümün faydaları
    Sarısabırın faydaları
    Sütleğenin şifası
    Papatyanın faydaları
    Meryemotu yemek
    Muşmulayı yemek
    Kasnının yararları
    Kazayağının şifaları
    Filiskinin faydaları
    Ciğerotunu yemek
    ardıç tohumu yemek
    öz olarak
    kestaneyi içmek
    cevizin şifası
    Tarçının şifası
    Yapışkanotu
    Üzerliği içmek
    Şalgamın faydaları
    Sakızağacını içmek
    Sarısabır yemek
    Sassafrası içmek
    Suyosunu
    Ravendin şifası
    Rokanın yararı
    Pancarın şifaları
    Pazının şifası
    Pelinin yararı
    Kakaonun faydası
    Karamuğu yemek
    Kedinanesi yemek
    Kimyonu içmek
    Koruğu yemek
    Hıyarın yararı
    Hurmayı yemek
    Gülün faydaları
    Gülhatmi yemek
    Dişbudak ağacı yemek
    Badem Suyu içmek
    Besbasenin faydası
    acı ağaç Suyu içmek

     

    Devamını Oku »

    12 Mart 2020 Perşembe

    Osteoporoz Nedir? Tedavisi nedir ... şifalı bitkiler


    Vücutta bulunan kemiklerin sertliğinin azalmasına bağlı olarak kalitelerinin bozulması, zayıflaması ve kıralabilir hale gelme durumuna denilmektedir. Bu hastalık tüm iskelet sistemini etkileyen ve zarar görmesine neden olan bir hastalıktır. Osteoporoz günümüzde sıklıkla görülen bir hastalık haline gelmiştir. Aynı zamanda en sık görülen kemik hastalığıdır. Osteoporoz tedavi edilebilir ve önlenebilir hastalıklardan biridir. Bu nedenle önceden önlem almak önem taşımaktadır. Dünyada bu hastalık gitgide hızla yayılmaktadır. Yaşı ilerleyen her insanda görülmektedir. Yaşlılığa bağlı nedenlerden dolayı görülen hastalık dünyada yaşlı nüfusun artmasıyla daha sık yaşanmaya başlamıştır. 



    Osteoporoz ve osteoporoza bağlı kırıklar yaşanmakta ve artış görülmektedir. Genellikle kadınlarda sık görüldüğü bilinen osteoporoz, erkeklerin de sorunu olmaktadır. Günümüzde en çok kadınlar bu hastalığı yaşamaktadır fakat erkeklerin de bu konuda önlem alması gerekmektedir. Bu hastalık genel olarak yaşlılığa  bağlı nedenlerden dolayı ortaya çıkmaktadır. Genellikle 50 yaş üzeri olan her 3 kadından 1' i her 5 erkekten 1' i hayatında bu döneminde kırık yaşayacaklarını belirtmektedirler. Genel olarak 45 - 50 yaş arası kadınlar kemik yoğunluk ölçümlerini yaptırılması gerekmektedir. 65 yaş altı kadınlarda ise risk faktörleri var ise ve daha önce kırık yaşamış ise tarama yaptırması gerekmektedir. Bu durum erkekler de farklılık göstermektedir. Kemik yoğunluğu ölçümü ve taramasının erkeklerde hangi dönemlerde yaptırması gerektiği belirtilmemiştir fakat erkeklerin de rutin olarak tarama yaptırması gerekir.



    Osteoporoz, kemiklerin daha gözenekli ve giderek daha güçsüz ve kırılgan olmasına yol açan bir hastalıktır ("osteo" kemik, "poroz" da gözenekli anlamına gelir).
    En sık görülen metabolik kemik hastalığı olan osteoporoz düşük kemik kütlesi ve kemik mikro yapısının bozulması sonucu kemik kırılganlığının ve kırık olasılığının artması ile karakterize bir iskelet sistemi sorunudur.
    50 yaşın üzerinde her üç kadından birinde (meme kanserinden fazla) ve 50 yaş üzerinde 5 erkekten birinde (prostat kanserinden fazla) görülmektedir. Her yıl Amerika Birleşik Devletlerinde 1.5 milyon kırığa neden olduğu bildirilmektedir.
    Sağlıklı kemik yoğun ve güçlüdür ve büyük miktarda basınca dayanabilir. Ancak, osteoporoz geliştiğinde, kemikler incelir ve kırılgan bir hal alır ki bu, kemiklerin kırılma olasılığını arttırır.
    Vücudumuzda, bir taraftan yaşlı kemiklerin yıkımı olurken diğer taraftan yeni kemiklerin oluşturulduğu bir denge söz konusudur. Bu dengede, kemik yıkımının çok fazla olması ya da yenilenmenin yeterli olmamasına bağlı oluşan dengesizlik, osteoporoza neden olur.
    Bu dengesizliğe katkıda bulunan en önemli etken menopozdur. 30'lu yaşların ortalarına kadar, çoğu kadın kaybettiğinden daha fazla kemik kazanır. Daha sonra, bu denge genellikle değişir ve kaybedilen kemik miktarı ile yerine konan kemik miktarı aşağı yukarı eşit olur. Ancak, menopoz sırasında hormonal değişiklikler, yani östrojen (kadınlık hormonu) düzeylerinin azalması kemik kaybını hızlandırır. Bu kemik kaybı ciddi bir düzeye ulaştığında, o kişide osteoporoz gelişir.

    Osteoporoz'un yol açabileceği etkiler nelerdir?

    Erken evrede osteoporoz, fark edilebilecek nitelikte çok az fiziksel değişikliğe yol açar. Ancak, hastalık ilerledikçe özellikle omurga, el bilekleri ve kalça kemiklerinde basit travmalarla kırıklar oluşabilir. Kemik kaybı kişide ağrılara, boy kısalmasına, hareket kısıtlılığına ya da omurganın eğrilmesine dahi ("kocakarı kamburu" olarak da bilinir) yol açabilir. Bu fiziksel belirtiler kişinin kendine güveninin ve gücünün azalmasına neden olabilir. Aynı zamanda, sağlıklı, aktif bir yaşam sürdürme yeteneği de dahil, kişinin başka birisine bagımlı kalma durumu dahi olabilir. Osteoporozla savaşmak için çeşitli yollar vardır. Bunlardan en önemlisi, osteoporozun erken dönemde saptanması, diğeri de tedavisidir.

    Kimler RİSK altındadır?

    En çok risk altında olanlar menopoz dönemindeki kadınlardır. Menopoz genellikle yaklaşık 50 yaşında başlar, ancak her hangi bir nedenle yumurtalıkları alınmış kadınlarda daha erken yaşta da başlayabilir. Menopoz sonrası dönemdeki kadınlar dışında risk altında olan başka gruplar da bulunmaktadır. Kemik kaybına en çok eğilimi olan kadınlar, ailesinde osteoporoz öyküsü olanlar, beyaz ırktan ve Asyalı kadınlar, ince, küçük kemik yapılı kadınlardır.

    Osteoporoz riskine katkıda bulunabilecek diğer etkenler:

    • Sigara
    • Çok fazla alkol tüketimi
    • Çok az egzersiz
    • Çok az kalsiyum alımı (şimdi ya da çocukluk çağında)
    • Küçük bir kaza sonucu geçirilmiş kemik kırığı
    • Steroidler (astım ve artrit tedavisinde sık kullanılırlar) ve tiroid hormonu (çok yüksek dozda) gibi belirli ilaçların kullanımı
    • Erken menopoz (45 yaşından önce)

    Osteoporoz ile ilişkili olan hastalıklar:

    • Çölyak hastalığı
    • Kronik obstrüktif akciğer hastalığı, astım bronşiale
    • Hiperparatiroidi
    • Hipertiroidi
    • İnflamatuvar barsak hastalığı
    • Böbrek taşı hastalığı
    • Romatoid artrit hastalığı
    • Kanser

    Osteoporoz ile ilişkili kemiğe olumsuz etkisi olan ilaçlar:

    • Epilepsi ilaçları
    • Meme kanseri için kullanılan bazı ilaçlar
    • Kortizon
    • Proton pompa inhibitörleri
    • Selektif seratonin geri alım inhibitörleri
    • Tiroid hormon tedavisi
    • Lityum
    • Metotrexat
    • Antiasitler

    Değiştirilemeyen risk faktörleri:

    • Yaş
    • Kadın cinsiyet
    • Aile öyküsü
    • Daha önceki kırık öyküsü
    • Irk, etnik köken
    • Menopoz, histerektomi
    • Uzun süreli glukokortikoid tedavi
    • Romatoid artrit
    • Erkekte primer/sekonder hipogonadizm

    Değiştirilebilen risk faktörleri:

    • Alkol
    • Sigara
    • Düşük vücut kütle indeksi
    • Beslenme sorunları
    • Vitamin D yetersizliği
    • Yetersiz egzersiz
    • Diyet ile düşük kalsiyum alımı
    • Sık düşmeler

     Osteoporoz Tedavisi
    uykuluğun yararları
    üzüm hoşafının şifaları
    irmik helvasının şifaları
    Melekotunun yararları
    Tavşankulağının faydaları
    Okaliptus Suyu içmek
    Mayasılotunun yararı
    Melekotunun yararları
    Kabakulakotunun faydaları
    Kuzukulağının faydaları

    öz olarak
    kırmızı etin yararı
    kompostoyu içmek
    yaş pastanın faydaları
    dereotunun şifaları
    Vebaotu Suyu içmek
    Tatulanın yararları
    Mayasılotunu içmek
    Lavantaçiçeğinin şifası
    Kenevir Suyu içmek
    Ketentohumu yemek
    Kurtayağının şifası
    İzlandalikenini yemek
    Dalakotu Suyu içmek
    Dereotunun şifaları
    Devekulağının şifaları
    Baldırıkara Suyu içmek
    Biberiyenin yararları
    Binbirdelikotu yemek
    Bitotunun şifaları

    özzde
    köftenin şifaları
    makarnanın şifaları
    hoşafın yararları
    bademyağının yararı
    Ebegümecinin şifası
    Fesleğenin faydaları
    Nanenin yararları
    Sarmısağın şifası
    Zencefilin yararı
    Yaseminin şifası
    Vişnenin şifası
    Üvezin faydaları
    Sandalağacının şifası
    Soyafasulyesi
    Söğüdün yararı
    Sütleğeni yemek
    Raziyaneyi içmek
    Rezenenin şifası
    Pırasayı yememek
    Nohudun faydaları
    Melisanın faydaları
    Karanfilin faydaları
    Karnabaharın faydaları
    Keraviyeyi içmek
    Kınakınanın şifası
    Kızılcığın şifası
    Koni Çiçeğini yemek
    Funda Suyu içmek
    Ebegümecinin şifası
    Ergeç Sakalını yemek
    Defnenin yararları
    Bakla Suyu içmemek
    acı yonganın faydası

    Devamını Oku »

    9 Mart 2020 Pazartesi

    Mide yanması ve Tedavisi

    Mide yanması, özellikle yetişkinlerde görülse bile her yaşta rastlanabilecek bir rahatsızlıktır. Bu hastalıktan muzdarip iseniz ilk olarak mide yanması neden olur sorusuna cevap verebilmeniz ve midenize dokunacak yiyecek ve içeceklerden uzak durmanız gerekir. Mide yanmasına iyi gelen yiyecekleri bilmeniz halinde ise kendiniz evde doğal bir çözüm üretebilirsiniz. Peki mide yanması neden olur? Sebepleri nelerdir? Mide yanmasına ne iyi gelir?

     

    Mide yanması neden olur? Mide yanması hangi hastalıkların belirtisi olabilir? Tedavisi var mı? Hamilelikte mide yanmasını önlemek için neler yapılabilir? Mide yanmasına ne iyi gelir?
    Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Kasım Kazbay, mide yanması şikayetleriyle ilgili merak edilenleri anlatıyor…
    Mide yanması nedir?
    Mide asidinin yemek borusuna doğru kaçak yapması sonucu yemek borusundan gırtlağa doğru oluşan yanma, ekşime hissidir. Midenin değil, yemek borusunun ve gırtlağın yanmasıdır bu aslında. Bazı insanlar her gün bazıları da ayda birkaç kez bu sorunu yaşarlar. Toplumun yaklaşık yüzde 30-40’ında mide yanması şikayeti görülür. Yanma şikayeti, yenilen gıdaların türü ve midenin ne kadar dolu olduğu ile bağlantılıdır.
    Mide yanması neden olur?
    Mide yanmasını artıran gıdalar, genellikle yemek borusu ile midenin birleştiği bölgedeki kasın gevşekliğine yol açan gıdalardır.
    Domates, soğan, sarımsak, baharatlı yiyecekler, kızartmalar, bazen nane ve çikolata, mide yanmasına sebep olabilir. Mide yanmasının yan etkileri olarak yemek borusunda yara açılması, bu bölgede bir yara dokusu oluşarak darlığa yol açması, buradaki mukozanın değişerek kansere doğru gitmesi durumlarında da daha ciddi şikayetlere dönüşebiliyor.
    Mide yanması nasıl tedavi edilir?
    Mide yanması tedavi yöntemlerinden biri ilaç tedavisidir. Ya midedeki asidi nötralize eden ilaçlar (antiasit ve karbonat) ya da midede asit salgısını engelleyen ilaçları kullanıyoruz. Bunları kullanırken hastaların mutlaka doktora danışmaları ve ne kadar süreyle kullanacaklarını belirlemeleri gerekir.
    Endoskopik tedavi yöntemleri henüz çok yerleşmedi ama bazı hastalarda faydalı olabiliyor. Gittikçe yaygınlaşan cerrahi yöntemler ise özellikle genç ve şikayetleri ciddi olan hastalarda kullanılıyor. Ameliyat ile yemek borusunun alt ucundaki sfinkterin (kas lifleri halkası) daha daraltılması, midenin bu yemek borusu çevresine sarılarak, oradaki reflünün önüne geçilmesi sağlanıyor.

     

    Mide yanması yaşandığında rahatlamak için ne yapılabilir?
    Mide yanmasının anlık ve uzun süreli tedavisinde kullanılan çok sayıda ilaç vardır. Hastalığı nötralize edebilecek süt ya da içinde asit olmayan içecekler, anlık tedaviler için faydalıdır. Ya da antiasit tarzındaki emme pastilleri, etkisini hemen göstererek yardımcı olabilir.
    Daha uzun süreli etki için kullanılan ilaçlar, histamin blokerleri ya da proton pompa inhibitörleridir.
    Antiasit tarzındaki ilaçların sürekli kullanılmasının ciddi bir sakıncası yoktur. Vücuttaki asit alkolü dengesini bir miktar bozabilir ama bu tarz etkileri sık görülmez. Antiasitlerin etki süresi çok kısadır. Birkaç saat sürebilir. Bu nedenle özellikle yatarken herhangi bir korunma sağlamaz.
    Uyku esnasında yerçekiminden dolayı reflü sıkıntısı daha fazla arttığından, bu süre içinde yemek borusu tamamen korunmasız kalır ve bu da yemek borusunda hasara yol açabilir.
    Mide yanması yaşamamak için ne yapılabilir?
    Reflüyü artıran şikayetler, kanın içindeki basıncın artmasından kaynaklanır. Dar giyinmek ve kilo alınması buna yol açabilir. Kilo vermek, reflü şikayetlerini ciddi olarak azaltır.
    Dar giyecekler, dar kemer kullanmaktan sakınmak gerekir.
    Baharatlı yiyecekler, özellikle kimyon, çikolata, kızartma, aşırı yağlı yiyecekler, fazla alkol, fazla kafein, naneli yiyecek ve içecekler reflü şiklayetlerini artırabilir.
    Mide yanması başka hastalıkların göstergesi olabilir mi?
    • Mide yanması, erozif gastrit dediğimiz, mide yüzeyinin aşınması sonucu oluşabilir. Bu, çok fazla aspirin ve romatizma ilacı kullanan kişilerde görülebilir.
    • Ülser durumlarında,
    • Midedeki kanser durumlarında,
    • Midenin poliplerinde, divertiküllerinde (bağırsak duvarının kesecik halinde dışarıya doğru çıkması) ortaya çıkabilir.
    • Mide-bağırsak tembelliğinde, safra kesesinden safra yolları vasıtasıyla bağırsağa akan safra geriye kaçabilir. Midede bir safra reflüsü meydana gelebilir. Bu durumda yanma oluşur.
    Mide yanması ile kalp krizi ağrısını karıştırmamak gerekir.
    Hamilelik deneminde yaşanan mide yanmasının önüne nasıl geçilir?

    Hamileliğin erken döneminde bulantı şikayetleri görülür ve bunun nedeni bilinmiyor. Geç döneminde de mide yanması ya da ekşimesi şikayetleri görülür. Sebebi de bebeğin aşağıdan büyüyerek mide üzerine baskı yapması ve mide içeriğini yukarı doğru itmesi, bunun neticesinde de mide asidinin yemek borusuna doğru geri kaçmasıdır.
    Hamilelik sırasında yapılabilecek çok fazla bir şey yoktur. Ama yanma şikayeti çok fazlaysa, ilk aşamada antiasit tarzındaki ilaçları kullanarak mide asidini nötralize etmeye çalışırız. Hamileler, daha küçük porsiyonlarda yemek yemeli ve mide doluyken yatmamalılar.

    Mide Yanması Nedir? Nasıl Oluşur? Detaylı Bilgi

    Sadece ve büyük bir yemek memnun kaldım televizyonun karşısında zaman olur rahatlatıcı vardır. Sanki yangın var bir yanma hissi oluşturmak için üst karın, göğüs arkasında başlar ve göğüs yapar hissediyorum. Yanma ve ağrı diyaframınızdan boğazını ve tüm şekilde seyahat edebilir ekşi bir tat ve gıda yeniden hissi eşliğinde olabilir ağzınıza girme.
    Sen ciddi mide ekşimesi sorunum konum.
    Adına rağmen, mide kalp ile ilgisi yok. O zaman mide asidi yemek borusu astar temas, tahrişe neden geliyor oluşan sindirim problem var. Çoğu kişi mide ekşimesi bazen, bir yemekten sonra genellikle acı. Nasıl ne zaman durum kronik olarak kabul edilir biliyorsun? Kaynakwh:
    Eğer ayda bir kez, o hafif olarak’s ekşimesi. Eğer haftada bir mide ekşimesi, o orta’s. O zaman mide ekşimesi bu kabul günlük şiddetli oluşur’s.
    Yetişkinlerin% 20 ekşimesi olacak bir ay en az bir kere. Onlar diyet değişikliği ile, içinde bu rahatsız bölümleri yönetebilir-kaybetmek antasitler ve ağırlık sayacı. Bile olan ılımlı ekşimesi muzdarip çoğu bu ilaçları ile kabartma bulabilirsiniz. Ama yetişkinlerin yüzde beş ile on beş için, onların ekşimesi şiddetlidir. Onlar için, yukarıda ilaçları sadece kısmi veya geçici rahatlama sağlar bahsettiniz.
    Mide yanması Nedenleri ne?
    Mide yanması mide asit refluxes – yedekler neden olur – özofagus içine. Bu nedenlerle bir dizi oluşabilir:
    * Zaman alt özofagus sfinkter (LES), bu mide mide asidi tutar vana, zayıflamış veya rahat ve doğru düzgün iş yapmaz. Bu Gastroözofageal reflü hastalığı (GERD) en yaygın belirtisidir.

    Mide yanması için Yönetme
    Size mide ekşimesi birkaç öz bakım ilaçları ile kabartma bulabilirsiniz. Bu yapmayı da içerir birkaç yaşam tarzı ve diyet değişiklikleri.
    İşte birkaç öneri:
    * Küçük yemek üç büyük öğün yerine sık yiyin.
    Bu mide asidi aşırı üretim önlemeye yardımcı olacaktır.
    Yavaş yiyin *.
    Yemek yerken çatalını koymak veya ısırıkları arasında aşağı kaşık size yavaşlatacak yardımcı bir yolu.
    * Yatağa tam bir mide ile gitmeyin.
    Kalmak kadar en az üç saat yatmadan önce son bir yemek veya büyük çerez yedikten sonra. Bu asit düzeyleri şansı önce vücudunuzun bir konumda nereye ekşimesi daha oluşma olasılığı daha yüksektir azaltmak için verir.
    Birkaç santim senin yatağın baş * kaldırın.
    Ile baş yüksek, o gece reflü önlemeye yardımcı olacaktır.
    Senin mide ekşimesi kaçının * tetikler.
    Gıdalar ve mide ekşimesi tetikleyebilir içecek örnekleri kahve (kafeinsiz kahve dahil), alkol vardır, yağlı gıdalar, kafein içeren içecekler ve gıdalar, soğan, nane, çikolata, turunçgiller ve suları, domates.
    * Sigarayı bırakın.
    Nikotin, bu özofagus ve mide ve asit-özofagus girmesini mide içeriği içeren engeller arasında açılış kontrol kas alt özofagus sfinkter zayıflatabilir.
    Gevşek Giyim * dar giysiler.
    Sıkı giysi midsection sıkar ve mide içeriğinin yukarı itmek eğilimindedir.
    * Kilo verin.
    Eğer kilolu iseniz, kilo kaybetme senin belirtileri hafifletmeye yardımcı olabilir.
    Sakız çiğnemek *.
    Sakız olan dilutes ve mide asidi dışarı basması tükürük, üretimi teşvik kısa vadeli ekşimesi rahatlama sağlayabilir.
    * İçme sıcak sıvılar.
    Yemekten sonra sulandırmak için ılık su veya bitki çayı bir bardak İçme ve mide asidi dışarı yıkayın.

    Hamilelerde Mide Ve Boğaz Yanması

    Hamilelerde Mide ve Boğaz Yanması
    hamilelikte mide yanması – hamilelikte boğaz yanması – mide ve boğaz yanması için öneriler
    Gebelerde mide yanması hormonlar ve karın içinde büyüyen rahim nedeniyle, asit mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasına bağlı tahriştir. Erken gebelikte daha çok aşerme ve bulantı-kusmaya bağlı oluşan bu yakınma, boğazda yanma,gebelik ilerledikçe kabızlık, hazımsızlık ve gaz gibi sorunlarla birlikte giderek artan şidette görülür.
    Öneriler
    · Sık ve küçük öğünler halinde yiyin
    · Mide yanmanızı arttıran hareketler ve pozisyonlardan kaçının (ani öne eğilmeler, yemekten hemen sonra yatmak, uzanmak vb.)
    · Özellikle yemekten hemen sonra uzanmak yerine arkanızı küçük bir minderle destekleyerek oturun
    · Mide yanmanız,davranış ve diyet değişikliklerine rağmen düzelmez ve ya artarsa hekiminize danışarak antiasit alın.
    · Yağlı ve baharatlı gıdalardan, kızartmalardan, fazla miktarda çay, kahve ve çikolatadan uzak durun.
    · Yemekten sonra hafif yürüyüşler sorununuza iyi gelebilir
    Hamilelerde görünen bir diğer şikayet ise boğaz yanmasıdır.
    Bu Boğaz yanmasını önlemek için yukarıdaki önerileri dikkate almanızda fayda var ayrıca doktorunuza şikayetinizi belirtirseniz size boğaz yanmasını önlemek için şurup verebilir.


    Mide yanması Tedavisi
     çilek reçelinin yararı
    bademyağının yararları
    Zencefilin yararları
    Yabani gülün şifaları
    Yabanyaseminini içmek
    Uyuzotu yemek
    Şakayık Suyu içmek
    Söğüdün yararları
    Sütleğenin faydaları
    Raziyanenin yararı
    Misvak Suyu içmek
    Kanaryaotunu içmek
    Karamuk Suyu içmek
    Katrancı Suyu içmek
    Keraviyenin yararı
    Koni Çiçeğinin faydaları
    Koruk Suyu içmek
    Hasırotunu yemek
    Ergeç Sakalının faydaları
    Domates Suyu içmek
    Civanperçemini yemek
    Bezelye Suyu içmek
    Böğürtlenin şifası
    Börülce Suyu içmek

    öz olarak
    midyenin yararı
    menemenin yararı
    kestane kebabı yemek
    pekmezin şifası
    cevizin faydaları
    Tarçının faydaları
    Yerelması yemek
    Sarı Ballıbabayı içmek
    Sarıodun şifası
    Sıracaotu yemek
    Ravendin faydaları
    Pamuğun yararı
    Patlıcanın şifası
    Pazının faydaları
    Pırasanın faydası
    Marulun şifası
    Laden Suyu içmek
    Kakulenin faydası
    Kınaağacının yararı
    Kirazın şifaları
    Havlıcanın yararı
    Gezağacının yararı
    Fasulyeyi içmek
    acı yongayı yemek
    aspirin şifaları


    Devamını Oku »

    İdrar zorluğu ve tedavisi

    İdrar zorluğu, enfeksiyonun idrar yollarına kadar inmesidir. İdrar zorluğu olan insanlar, devamlı idrara çıkmak isteği duyarlar ve tuvalete gittikleri zaman azar azar fakat çok sıklıkla idrarını yaparlar. İdrar zorluğu genelde iltihaplı durumlarda ortaya çıkar. Genelde bayanlarda sürekli görülmektedir. Çoğu zamanda fazla ağrılı sancılı durumlar ortaya çıkar. İltihaplanma durumunda bol su tüketmemiz gerekmektedir. Bol su ile kimi zaman kendiliğinden geçer, kimi zaman da doktorun yazdığı ilaçlar sayesinde geçmektedir. Çocuklarda da kimi zaman rastlanır. Kolay bir idrar tahlili sonucunda tanısı konulabilir. İdrar zorluğuna neden olan etkenlerin en başında bakteriler gelmektedir. Genelde vücut tarafından bu bakteriler hemen atılır. Fakat kimi zamanda vücut kendini savunamaz ve iltihaplanma meydana gelir. İdrar vücudumuzun oluşmasıyla vücuttan dışarı atılmasını sağlayan üst ve alt solunum yolu diye ikiye ayrılır. İdrar yolunda oluşan iltihaba neden olan mikrop bilindiği gibi insanın dışkısında var olan e.coli mikrobudur. Mikrop farklı yerlere etki gösterdikçe bu enfeksiyonun adı değişmektedir.


    İdrar zorluğu, üst ve alt solunum yollarına bağlı olarak iki çeşide ayrılmaktadır. Alt idrar yolu mikropların dan kaynaklanan idrar yolu iltihabı idrara sıkışması hastanın sadece idrarını yaptığında yanma şikayeti durumunda yani yanma oluyorsa bu genel olarak üretraya ait bir enfeksiyondan ve mikroptan kaynaklanır. Bel soğukluğu da bunlar arasındaki en önemli etkendir. Bunun dışında cinsel yolla bulaşan mikroplar da buna sebep olan etkenlerdir. Sonda kullanımı, cerrahi, vajinal kremler, kayganlaştırıcı jel kullanılması idrar zorluğunu arttıran etkenler olabilir. İdrar zoru, tedaviye geç kalındığı müddetçe alt solunumdan üst solunuma doğru dağılmaya başlayabilir. Bu enfeksiyon böbreklere kadar ulaştığında bu böbreklere sancı da yapmaktadır. Bu tür hastalıklar 'pyelonefrit' olarak da bilinmektedir. Bu tür hastalıklara acil şekilde müdahale edilmesi gerekmektedir.

    İdrar zorluğu nedenleri:
    • Vajinal mikroplar idrar zorluğunun nedenlerindendir
    • Menopoza girildiği durumda hormonların yer değiştirmesi
    • Yaş ilerledikçe bu tür problemlere rastlanır
    • Fazla kilo problemleri, obezite hastalıkları idrar zorluğuna neden olabilir
    • Kalıtımsal hastalıklar da idrar zorluğu problemleri yaşanabilir
    • Erkekler de görülen prostat büyümesi ve sinirsel hastalıklar idrar zorluğuna neden olabilir
    • Kabızlık durumu idrar zorluğuna neden olabilir
    • İdrardaki mikroptan dolayı idrar zorluğu yaşanabilir
    • İdrar tümörleri ve idrar taşları idrar zorluğuna neden olabilir
    • Zor olan doğumlar, idrar zorluğuna neden olabilir
    • Şua tedavisi, idrar zorluğuna neden olabilir
    • Fazla alkol kullanımı, idrar zorluğuna neden olabilir
    • Cinsel birleşmeden kaynaklı mikroplar nedeni ile ilgili idrar zoru olabilir
    • Prostat kanseri ameliyatlarında idrar zoru olunabilir
    • Şeker hastalığının ortaya çıkmasıyla idrar zorluğu yaşanabilir.
     İdrar zorluğu tedavisi

    kurufasulyenin şifası
    çözülebilir kahveyi içmek
    ezogelin çorbasının şifası
    Şeytanteresinin faydası
    Mayasılotunun şifaları
    Karanfilkökünün faydaları
    Kırlangıçotunun yararı
    Koyunotunun yararı
    İtüzümü Suyu içmek
    Hasırotunun yararları
    Civanperçeminin yararları
    öz olarak
    rafadan yumurta yemek
    kırmızı etin şifaları
    kestane kebabın yararları
    peynirli börek yemek
    Yakıotunun yararı
    Sinirliyaprakotu
    Miskçiçeği Suyu içmek
    Kasıkotunun faydası
    Kasıkotunu yememek
    Katırtırnağını yemek
    Kırlangıçotunu içmek
    Koyunotunu içmek
    Kurtbağrının faydaları
    Helvacıkabağı Suyu içmek
    Hercaimenekşenin şifası
    Güvercinkökü yemek
    Güveyfenerini yemek
    Filiskin Suyu içmek

    özde
    karnı yarığı yemek
    bozanın yararları
    palamudun faydaları
    beyaz etin faydaları
    fındık içinin şifası
    GÜL YAPRAĞI faydası
    MELEKOTU şifaları
    PAPATYA ÇAYI şifası
    ZENCEFİL yararları
    zambak Suyu içmek
    Yakıotunu içmek
    Vebaotunu yemek
    Üzümün faydası
    Üzümü yememek
    Tarhunun faydası
    Tarhunu yememek
    Sarısabırın faydası
    Sarısabırı yememek
    Sarmaşığın yararı
    Söğüdün şifaları
    Pancar Suyu içmek
    Papatyanın faydası
    Latinçiçeğini yemek
    Kaşu Suyu içmek
    Kayısının yararı
    Kazayağının şifası
    Kediayağının yararı
    Kenevirin yararı
    Kudretnarı yemek
    Itırın yararları
    Hatmi Suyu içmek
    Filiskinin faydası
    Ebücehil karpuzu
    Dalakotunu yemek
    Demirhindini yemek
    Civanperçemi yemek
    Ballıbabanın yararları
    acı yonganın yararı




    Devamını Oku »

    8 Mart 2020 Pazar

    İdrar tutamamak ve Şifası

     

    Kadınlarda İdrar Tutamama

     
    Kadınlarda idrar tutamama: Kadınların bir çoğunda idrarını tutamama problemi vardır. İdrarını tutamama problemi hemen hemen 10 kadından birinde vardır. Kadınlarda idrar tutamamanın belirtileri ani harekette, yürürken, egzersiz yaparken, öksürük, hapşırma, sıkıştığında istem dışı idrarlarını tutamaz kaçırırlar. İdrar tutamamanın iki nedeni vardır. En sık görüleni pevlik taban kaslarının zayıflaması diğeri ise mesane boşalmasını sağlayan kasların zayıflayıp, yetersizliğidir. Kadınlar idrar kaçırmayı bir problem olarak görmezler ve bu şikayetlerini doktora söylemeye utanır bu durumda hastalığın ilerlemesine neden olurlar. Hastalık ilerlediğinde herhangi bir neden olmadan da idrarlarını tutamaz ve kaçırırlar. Bazı kadınlar idrar tutamamanın yaşlılık hastalığı olarak düşünseler de bunun böyle olmadığını bilmeleri gerekir. İdrar kaçırmanın tedavisi vardır. Bazen ilaç, fizik tedavi ve cerrahi müdahale ile şikayetleri daha aza indirilir.

    İdrar Tutamamanın Nedenleri: İdrar yolları enfeksiyonları, sarkma fistül, idrar yolundan vajinaya açıklık olması ve idrarın vajinaya akması, doğun, alt karın bölgesinde yapılan ameliyatlar, alt karın bölgesin de iyileşmeyen kanser ve idrar yolundaki tümörler fistül olmasına neden olur. Bu durum dada kadınlarda idrarlarını tutamazlar. Karın kaslarının zayıflaması, gebelik, zor doğum ve yaşın ilerlemesinde kasların zayıflamasından idrar torbasında sarkma olur ve idrarı tutamamaya neden olur. Erken tespit ve tedavi idrar kaçırma problemini tamamen ortadan kaldırabilir.

    Kadınlarda İdrar Tutamama Tedavisi: İdrar tutamamanın tedavisinde ilk başta ilaç tedavisi uygulanır. Yanı sırada fizik tedavi uygulanır. Alt sarın kasları ve idrar torbasındaki kasların kuvvetlenmesi için fizik tedavi uygulanır. Bunlardan sonuç alınmadığı taktirde cerrahi müdahale yapılır.

    Fizik Tedavi: Kegel egzersizi denilen bir takım egzersizler alt karın kaslarını ve idrar torbası kaslarını güçlendirir. Bacağınızın arasın yastık koyarak sıkıp 10 saniye saymak ve bu hareketi en az 15-20 kez tekrarlayıp ve bu hareketi gün içinde 10-20 kere tekrarlamalısınız Bu hareketi yaparken kalca, bacak ve karın kaslarını da sıkmaya dikkat edin deneyin 5-12 haftada çok faydasının olduğunu göreceksiniz.

    İlaç Tedavisi: Kas spazmlarına faydası olan ilaçların idrar kaçırmaya faydası olacaktır. Bazı ilaçlar üretra kaslarını güçlendirmeye yardımcı olur. Bazı ilaçlarda çok aktif olan idrar torbasını gevşeterek yardımcı olabilir. Hasta için hangi ilacın iyi geleceğini doktorunuz karar verecektir. Hastanın idrar yolu enfeksiyonu var ise antibiyotik tedavisi uygulanır. Hastanın enfeksiyonu geçince idrar kaçırma da geçebilir.

    İdrar Tutamama Ameliyat: İdrar tutamamayı ameliyat en son çaredir. Doktorunuz sizin için ameliyatın uygun olup olmadığına karar vermek için bir çok faktörü gözden geçirir. Hastanın yaşı, herhangi bir hastalığı, radyasyon tedavisi alıp almadığı, genel sağlık durumu ve hastanın yaşam şekli göz önünde bulundurularak ameliyata alınır. Bazı ameliyatlarda sarkan idrar torbası kaldırılır. Bazı idrar kaçırma tiplerin dede üretra etrafına madde enjeksiyon yapılır. Yalnız bu işlem her yıl tekrarlanmalıdır.
     

    İdrar tutamamak tedavisi

    karnı yarık Suyu içmek
    çoban salatası Suyu içmek
    otlu peynirin şifası
    Antep Fıstığının yararı
    PAPATYA ÇAYI Suyu içmek
    Yabani enginarın yararları
    Yabanmersininin faydaları
    Yerelmasının yararları
    Yüksükotunu içmek
    Unutmabeni Çiçeğini yemek
    Sığırkuyruğu yemek
    Sütotu Suyu içmek
    Peygamberçiçeğinin faydaları
    Oltuotunun yararı
    Meyankökünün faydaları
    Kayakoruğunun şifası
    Keçi sedefotunun yararı
    Kuşekmeğinin yararları
    Hiyarşembenin yararları
    Böğürtlen Suyu içmek
    ayrıkotunun faydaları
     
    öz olarak
    yoğurtun şifası
    tavuk Suyu içmek
    kokorecin yararları
    istavridin faydaları
    lolipopun yararı
    ayva reçelinin şifası
    mercimek çorbası yemek
    pekmez Suyu içmek
    KUŞBURNU şifaları
    Yabani gülün faydaları
    Yosunun şifaları
    Tütünün yararı
    Şahtere Suyu içmek
    Oltuotunu içmek
    Mersinin yararları
    Miskotunu yemek
    Kafurunun şifaları
    Karpuzun şifaları
    Keçi sedefotunu içmek
    Kudretnarını yemek
    İnciçiçeği Suyu içmek
    Isırgan Suyu içmek
    Hünnap Suyu içmek
    Ekşi Yoncanın şifası
    Denizsaçının şifaları
    Dulaptalotu yemek
    Centiyanenin yararı
    Böğürtlenin faydası
    en öz olarak
    Limonatayı içmek
    yoğurt yemek
    sütlacın şifası
    patates salatası
    lolipobu yemek
    neskafenin şifası
    helvanın şifaları
    pekmezin faydası
    Leblebinin şifaları
    DEREOTU faydaları
    Fıstığın yararı
    Yoncanın yararı
    Yulafın şifaları
    Vişneyi yemek
    Tütünü içmek
    Salebin yararları
    Sarıodun faydası
    Sütleğen yemek
    Rezeneyi yemek
    Patlıcanın faydası
    Portakalı yemek
    Marulun faydası
    Muzun yararı
    Kahvenin şifaları
    Kınakınayı yemek
    Kirazın faydaları
    Kuşekmeği yemek
    Isırganın şifası
    Hiyarşembe yemek
    Hindibanın şifaları
    Ginsengin şifası
    Gül Ağacının şifası
    Bergamodun şifası
    Biber Suyu içmek
    aspirin faydaları
    Devamını Oku »

    7 Mart 2020 Cumartesi

    İştahsızlık ve Tedavisi

    İştahsızlık, Hayatımızı sağlıklı bir şekilde sürdürebilmemiz için günlük belli bir şekilde ve ölçülerde besin tüketmemiz gerekir. Öğün miktar ve süresinde meydana gelen, çeşitli nedenlere bağlı azalmalar iştahsızlık olarak kabul edilir. İştahsızlık çoğunlukla psikolojiktir. Fakat sindirim sistemi hastalıkları ortaya çıktığında da iştahsızlık görülür. Ayrıca çocuklarda görülen iştahsızlıkta ayrı bir katagoride değerlendirilmesi gerekir. Günümüzde aşırı beslenmek kadar olmasa da iştahsızlık da bir sorundur.

    Açlık, tokluk, acı, zevk, ilgi, aşk gibi duyguların beyin içinde kontrol edildiği bölge hipotalamus bölgesidir. Mide besinler ile tamamen dolmaz, yukarısında bir miktar hava kalır, bu hava besinlerin aşağıdan basıncı ile mide üst bölgesinde bulunan sensörlere basınç yapar, bu basınç hipotalamusa gönderilir. Burada değerlendirme yapılarak doymuşluğa veya açlığa karar verilir. Belli bazı besinlerin tüketilmeme isteğine sitofobi denir. Bu durumun iştahsızlıktan ayrılması gerekir.

    İştahsızlığın nedenleri

    Psikolojik nedenler
    • Kaygı (anksiyete), hayal kırıklığı, üzüntü gibi durumlar karşısında çoğunlukla iştahsızlık ortaya çıkar. Bu durum bazende insanlarda aşırı tüketim isteğini artırır.
    • Acı ve travma, doğal afet, iş hayatındaki olumsuz gelişmeler, ani kayıplar iştahsızlığa neden olur.
    • Bunalım, günümüzde bir çok insan bunalım içindedir, fakat bunun farkında bile değildir. Karar alırken mantıksız davranışlara yol açan bu durum iştahsızlığa da neden olur.
    • Yapılan araştırmalar mevsimsel değişimlerin de iştah üzerinde etkisi olduğunu göstermiştir. Buna göre bahar aylarında iştahın arttığı, sonbahar aylarında iştahsızlık olduğu gözlemlenmiştir.
    İştahsızlığın fiziksel nedenleri
    • Mide sorunları; Mide bulantısı, gastrit, ülser ve diğer mide hastalıkları iştahsızlığa neden olur.
    • Bağırsaklarda meydana gelen yaralar, emilim bozuklukları, kabızlık, ishal iştahsızlığın ortaya çıkmasını sağlar.
    • Yemek borusunda meydana gelen reflü ve gastrit yaraların yemek yeme isteğinin azalmasına neden olur.
    • Ağız içinde çıkan aft vb yaraların oluşması acı, ekşi, sıcak besinlerin tüketilmesini engelleyerek iştahsızlığın oluşmasını sağlar.
    • Beyinde açlık hormonunun salgılanmaması iştahsızlık oluşturur.
    İştahsızlığa iyi gelen besinler

    Öncelikle sindirim sistemi sorunu olun kişiler hastalığnı tedavisi için gastroloji uzmanına görünmesi gerekir. Sindirim sistemi sorunu olmayan kişiler ise; özellikle soğan ve sarımsak ağırlıklı besinler tükettiklerinde iştahları artacaktır. Bununla birlikte ada çayı yaprağın yemeklerde kullanılması, anason tohumu yenilmesi, biber ve enginar gibi besinler, ceviz yaprağı çayı, sarı kantaton otu, karabiber, kereviz, maydanoz, kavun, karpuz, yaban mersini, komposto çeşitleri iştahsızlığa iyi gelen besinlerdir. Bunlarla birlikte lavanta yağı iştah açacıdır. Bu uygulama için bir küp şeker üzerine üç dört damla lavanta yağı damlatın ve yiyin bu durumda iştahınızın açıldığını göreceksiniz.
     
     İştahsızlık Tedavisi
     
    kurufasulyeyi içmek
    çilek reçelinin yararları
    kelle paça çorbasının faydası
    üzüm pekmezini içmek
    Sütotunun yararı
    Raziyanenin yararları
    Miskotunun şifaları
    Kasıkotu Suyu içmek
    Keraviyenin yararları
    Kırlangıçotunu yemek
    Koyunotunu yemek
    Kudretnarının şifaları
    Hasırotunun faydaları
    Civanperçeminin faydaları
     öz olarak
    midyenin yararları
    menemenin yararları
    kestane kebabın faydaları
    Antep Fıstığı yemek
    GLİSERİN yararları
    ISIRGAN OTU faydası
    Yabanyasemini yemek
    Yakıotunu yemek
    Turunçun faydası
    Sarı Ballıbabanın yararı
    Sütotunu içmek
    Pamuğun yararları
    Portakalın şifaları
    Maydanozun şifası
    Mısır Suyu içmek
    Miskçiçeğinin şifası
    Karanfilağacının faydası
    Kedinanesinin faydası
    Kınaağacının yararları
    Havacıva Suyu içmek
    Havlıcanın yararları
    Hercaimenekşeyi içmek
    Gezağacının yararları
    Gülhatminin faydası
    Fasulyenin yararı
    Ekmek ağacı Suyu içmek
    Dişbudak ağacının şifası
    ayı üzümü yemek
    özzde
    bozanın faydaları
    salatanın şifası
    karidesin faydası
    çilek reçeli yemek
    BAKLA Suyu içmek
    ÇAY Suyu içmek
    KEREVİZ yemek
    MAYDANOZ yemek
    ZENCEFİL faydaları
    Sarmaşığı yemek
    Raziyane yemek
    Pırasayı yemek
    Maydanoz yemek
    Mazının yararı
    Mısırın şifası
    Kakuleyi yemek
    Karabiberin şifası
    Kasnının faydası
    Kediayağını yemek
    Keneviri yemek
    Keraviye yemek
    Kereviz yemek
    Ketentohumu
    İncirin şifaları
    Ispanağın şifası
    Itırın faydaları
    Hatminin şifası
    Eğirotu yemek
    Enginarın faydası
    Bakla Suyu içmek
    Ballıbabanın faydaları
    Binbirdelikotu
    ayvanın yararı
     
    Devamını Oku »

    3 Mart 2020 Salı

    Diş Çürüğü ve tedavisi

    Diş çürüğü yemek sonrası ağızda kalan artıkların ağızdaki bakteriler tarafından fermantasyona uğratılması sonucu oluşan asitlerin dişte meydana getirdiği harabiyettir.

    Diş Çürüğü Nasıl Oluşur?

    Yemek artıklarının ağızdaki bakteriler ve tükürük mukozasının etkileşimiyle beraber uğradı biyokimyasal tepkimeler diş minesinin üzerinde bir tabaka oluşumuna neden olur. Burada yoğunlaşan ve artıklarla beslenen bakteriler gün be gün aktivitelerini artırarak devam ederler. Düzenli diş fırçalamak diş çürüğü oluşumunun önüne geçmenin tek çözümüdür. Başlangıçta sarımtırak ve açık renkte olan bu harabiyet zamanla koyulaşarak diş minesinin dışından içine doğru nüfuz etmeye başlar. Zamanla dişte artan ağrı şişlik ve iltihap meydana gelir ve bu diş eti rahatsızlıklarına ve diş kaybına kadar ilerleme gösterir. Erken yapılan diş hekimi kontrol ve muayeneleri bu rahatsızlıkların önüne geçmeyi sağlar.

    Diş Çürüğü Nasıl Engellenir?

    Diş çürüklerine yediğimiz yiyecekler neden olsa da ağız ve diş sağlığını en çok olumsuz etkileyen basit karbonhidrat içeriği yüksek olan şekerler, meyveler ve gazlı ve asitli içeceklerdir. Şeker içeriği fazla olan bu gıdalar karbonhidratların sindiriminin ağızda başlaması nedeniyle bakterilere ihtiyaç duydukları besin ve enerjiyi hızlı ve fazla bir şekilde ulaştırmaktadır. Tüm bunları engellemek için ne yapmalı ? ilk olarak aklınızdan çıkarmamanız gereken şey günde en az üç kere dişinizi kesinlikle fırçalamalısınız. Aynı zamanda dişlerin arasına giren ve derinlerine kadar rahatsız eden diş eti şişkinliklerine oluşan küçük partiküllü ama kolay yayılan yemek artıklarını kolayca çıkarmak için diş ipi kullanmalısınız. Ağız içinin streilizasyonunu sağlamak için florürlü ve bakterilerin çalışma ortamını inhibe eden bir gargara kullanmayı da ihmal etmemelisiniz. Diş fırçalama ve ağız temizliği yapma imkanınızın bulunmadığı zamanlarda ise ağzınızı yemeklerden sonra bol su ile çalkalamak ve naneli ve şekersiz bir sakız çiğnemek suretiyle diş dibindeki artıklardan kurtulmak sizin için yarar sağlayabilir. Düzenli olarak uzman kontrolü ise diş çürüklerinden her zaman korunmanızı sağlar.

    Diş Çürüğü Tedavisi Nasıl Yapılır? Diş Çürüğü İlacı İşe Yarar mı?

    Diş çürümesi henüz başlangıç seviyesindeyse yani diş minesinin dıştan birinci veya ikinci katmanında ise artık gelişen teknoloji ve farmakoloji sayesinde dolgudan daha çok tedavi mümkün. Nasıl mı? Eğer çürük kontrol altında tutulabilir seviyedeyse dişin çürük olan kısmı asitli bir temizleyici ile derinlemesine temizleniyor. Daha sonra diş minesine uygun bir jel ile kaplanarak dişin eski yapısına kavuşması sağlanıyor. Bu yöntemde dikkat edilmesi gereken nokta çürüğün seviyesine uygun bir temizleyici kullanmak ve tedavi sonrasında jel yapının aşınmasını engelleyecek şekilde beslenmek. Ama eğer çürümüş olan yapı diş minesinin iç kısımlarına kadar ulaşmış ise bu durumda dolgu veya kanal tedavisi kaçınılmaz hale gelmektedir. Çünkü sinir uçlarına ulaşan bu çürük diş etlerine ağız içine ve çene kaslarına kadar ağrı verebilir ve daha da ilerleme gösterebilir. Özellike diş teli tedavisi gören bireylerde görül
    en diş yüzeylerindeki leke ve hafif lezyon ile çürükler bu yöntemle tedavi edilmekte hem diş yapısı düzelmekte hem de diş sağlığı korunmaktadır.
    Küçük Yaşta Diş Çürümesi Nasıl Geçer?
    Çocukluk döneminde meydana gelen çürükler ise diş hekiminin görüşüne göre çekilebilir ya da eğer geç kalınmış ise yine dolgu yöntemi ile yerine koyulmaktadır. Kısacası düzenli diş kontrolü ve erken tedavi çürüklerden korunmanızı ve hatta oluşan çürüklerin iyileşmesini sağlarken geç kaldığınız zaman diş kaybına kadar ilerleyen sonuçlar meydana gelmektedir. Dişlerinizi kaybetmeden ve diş çürüklerinin sebep olduğu rahatsızlıklara yakalanmadan önlem almak her zaman faydalıdır zira diş çürükleri kalp hastalıklarından, deri döküntülerine ve iyileşmeyen yaralara kadar geniş bir yelpazede hastalıklara neden olmaktadır.



     Diş Çürüğü tedavisi

    kabak tatlısının şifası
    yumurtanın şifası
    Antep Fıstığını yemek
    zakkumun yararları
    Yabani enginarın faydaları
    Yerelmasının faydaları
    Sarmaşık Suyu içmek
    Sıracaotunun şifası
    Oltuotunu yemek
    Kayınağacının yararları
    Keçi sedefotunu yemek
    Kırmızıbiberin şifası
    Kuşekmeğinin faydaları
    Kuşkonmazın şifası
    Ihlamurun yararları
    Hiyarşembenin faydaları
    Ergeç Sakalı Suyu içmek





    lahmacunun yararı
    eriştenin faydası
    kolanın yararları
    kokorecin faydaları
    hamsi Suyu içmek
    istavrit yemek
    kırmızı et yemek
    tostun yararı
    Tahinin yararları
    Yabani enginar yemek
    Taflanın yararları
    Şahterenin şifası
    Süsenin şifaları
    Ratanyanın faydası
    Pazı Suyu içmek
    Mandalinanın yararı
    Mersinin faydaları
    Kaşunun şifaları
    Katrancının şifası
    Kişnişin yararı
    Kusonun faydası
    İnciçiçeğinin şifası
    Ekşi Elmanın faydası
    Ekşi Yoncayı içmek
    Bamyanın yararları
    Besbase Suyu içmek
    Bezelyenin faydası
    Börülcenin faydası


    Devamını Oku »

    2 Mart 2020 Pazartesi

    Bayanlarda Kısırlık belirtileri teşhisi ve tedavisi

    1.Yumurtalama Bozuklukları
    Yumurtlama bozuklukları kadında en sık görülen kısırlık nedeni olup, yumurtlama bozukluğu dendiğinde, yumurtlamanın hiç olmaması veya düzensiz ve seyrek olması anlaşılır. Adetlerin seyrek veya hiç görülmemesi çoğu zaman bir yumurtlama bozukluğunu gösterir, ancak adetlerin tamamen düzenli olduğu durumlarda da yumurtlama bozukluklarına rastlanabilir. Yumurtlama bozuklukları başlıca üç grupta toplanabilir.


    -Yumurtalıklardaki yumurta üretimini uyaran hormonların doğuştan eksikliğine bağlı olarak beyin sapından salgılanamaması

    -Beyin sapından süt hormonu prolaktinin normalden fazla salgılanması,

    -Polikistik over sendromu.



    2.Tüplerin Hasarlı Veya Tıkalı Olması

    Tüplerin kısmen veya tamamen tıkalı olması sperm ile yumurtanın buluşmasını engelleyerek döllenme ve gebeliği olanaksız kılar. Tüplerdeki bu hasar, geçirilmiş enfeksiyon, endometriozis veya geçirilmiş bir ameliyat sonrası kalan karın içi yapışıklıkları gibi birçok nedene bağlı olabilir. Gelişmiş ülkelerde cinsel yollardan bulaşan enfeksiyonlar tüplerdeki hasarın en önemli nedeni. Ãœlkemizde çocukluk çağında alınan verem mikrobu da tüplerde geri dönülmez hasar oluşturabilir.

    3.Endometriozis

    Endometriozis rahim içini döşeyen dokunun (Endometrium) rahim dışında gelişmesi olarak ifade edilir. Endometriozis tıpkı rahim içini döşeyen doku gibi hormonlara duyarlı olup adet sırasında kanar. Karnın içinde oluşan bu mikro kanamalar zamanla iltihap bezleri yangısal durum oluşturup ve yapışıklıklara sebep olur.

    Endometriozis yumurtalıklarda yerleştiği zaman kist oluşumuna neden olur. Bu kistlere endometrioma adı verilir. Endometriozisi olan kadınların yaklaşık %50'sinin çocuk sahibi olabilmeleri için tedavi olmaları gerekir. Yine kısırlık nedeni ile başvuran kadınların yaklaşık %25' inde endometriozis saptanır.



    4. Rahim Ağzına Ait Problemler



    Rahim ağzındaki yapısal, enfeksiyona ait veya bu bölgedeki salgıyla (Mukus) ait bozukluklar kısırlık sebebi olabilir. Rahim ağzında salgılanan mukus spermlerin genital yoldan taşınmasını kolaylaştırır. Östrojen ve progesteron hormonları etkisi altında mukusun siklus sırasında miktarı ve niteliği değişir. Polip gibi iyi huylu tümörler veya bu bölgeye uygulanmış olan cerrahi girişimler kısırlık sebebi olabilir.



    5.Alerjik Nedenler



    Alerjik nedenler kısırlık nedeni olabilmekle birlikte teşhisleri ve tedavileri zordur. Alerjik durumların tedavi etkinliği belli olmadığı ve tedavi edilen veya edilemeyenlerdeki gebelik oranları çok farklı olduğundan rutin olarak ölçülmelerinin gerekliliği tartışılıyor.



    Nedeni Açıklanamayan Kısırlık



    Günümüzde tıbbın olanakları ile ortaya konulamayan kısırlık durumlarında nedeni açıklanamamış kısırlık (idiopatik infertilite) söz konusu olur. Testler ile ortaya çıkarılamayan sperm enfeksiyon bozuklukları, yumurtanın çatlaması ve tüpler içindeki hareketinde bazı bozuklukların varlığı öne sürülen varsayımlar arasındadır.



    Nedeni açıklanamamış kısırlık olgularında rol oynayan psikolojik etkenlerin varlığı tam olarak belli değil. Stresin kadın üreme sistemi ve hormon dengesi üzerinde olumsuz etkiler yapabileceği biliniyor. Ancak burada sebep-sonuç ilişkisi belli değil. Yani kısırlık nedeniyle mi stres olmakta, yoksa stres nedeniyle mi kısırlık olmakta. Stresin ortadan kalkma durumunda doğal yollardan gebeliklerin oluştuğu bildiriliyor. Özellikle kısırlık tedavilerine cevap alınamayan çiftlerde bazen tedavinin kesildiği ve çifte dinlenme şansı verildiği aylarda kendiliğinden gebelik olabilmekte.Nedeni açıklanamamış kısırlık terimi günümüzdeki tanı yöntemlerinin sınırını gösteriyor. Tanı yöntemlerindeki ilerlemelerle birlikte bu gruba sokulan çift sayısı da azalacak.



    Kısırlığın Teşhisi



    Kısırlık problemi ile başvuran çiftlerde, kısırlık nedenini kısırlık nedenini açıklamaya yönelik bazı tetkikler yapılması gerekir. Bunlardan ilki erkekte yapılan sperm analizi ve kadında, rahim ve tüplerin geçirgenliğini değerlendirmek amacıyla rahim filmi (histerosalpingografi) çekimidir. Ayrıca yine kadının hormonal durumu ve yumurtalıklarının kapasitesini değerlendirmeye yönelik hormon testleri adet kanamasının üçüncü gününde yapılır. Son zamanlarda tanısal laparospinin yeri tartışmalı olabilmekte bazı özel durumlarda kullanılabilir.



    Kısırlığın Tedavisi



    Aşılama



    İnseminasyon daha çok rahim ağzına ait problemlerin bulunduğu , sperm sayısından ve hareketliliğinden hafif bozuklukların bulunduğu veya çifte ait hiçbir problemin bulunmadığı, açıklanamayan kısırlık durumlarında uygulanır.



    İnseminasyon için erkekten alınan sperm sayısı laboratuvar koşullarında çeşitli yıkama işlemlerine tabi tutularak sperm hücreleri dışındaki tüm sıvılardan arındırılır, sperm hücreleri çok az bir sıvı içinde konsantre edilip, sayı hareketlilik oranı arttırılır. Daha sonra bu sıvı ince bir kateter yardımı ile rahim ağzından geçirilerek doğrudan rahim içine verilir



    Bu tedavi rahim ağzından salgılanan mukusun spermin rahim içine geçişini engellediği durumlarda en iyi sonucu verir. İnseminasyon ayrıca nedeni açıklanamamış kısırlık olgularında ve hafif erkek kısırlığı olgularında da daha düşük başarı oranları ile kullanılır. En yüksek gebelik oranlarının ilk üç uygulamada olduğu altı uygulamadan sonra gebelik şansının çok düşük olduğu gösterilmiştir. Uygun koşullarda yapılmış üç inseminasyon sonrası yardımcı üreme tekniklerine geçilmesi düşünülebilir. 



    Özellikle nedeni açıklanamayan kısırlık olgularında çiftlerin yaklaşık %25 inde tüp bebek uygulamasında spermden veya yumurtadan kaynaklanan büyük döllenme bozukluğu görülür. İnseminasyon tedavisiyle gebelik şansı altı uygulama sonucu yaklaşık %30 civarındadır.



    Bayanlarda Kısırlık tedavisi 

    yağlı peynir Suyu içmek
    Tavşankulağı Suyu içmek
    Solucanotu Suyu içmek
    Meryempelsenginin faydası
    Ketentohumunun şifası
    Kırkdamarotunun faydaları
    Kuzukulağı Suyu içmek
    Gözlükotunun yararı
    Dulavrat otunun faydası
    Beşparmakotunun faydaları
    Binbirdelikotunun şifası





    öz olarak

    kıymalı böreğin faydaları
    sarı gazozun faydaları
    yağlı peynirin faydası
    yayla çorbasının faydası
    KUŞBURNU yararları
    Yosunun yararları
    Meryemotunu yemek
    Kafurunun yararları
    Karabaşotunun yararı
    Karanfilçiçeğinin şifaları
    Karpuzun yararları
    Kasımpatı Suyu içmek
    Kaşıkotunun yararı
    Kebereotunun şifaları
    Kılıçotunun şifaları
    İtüzümünü yemek
    Gözlükotunu içmek
    Greyfurtun faydaları
    Eğreltiotunu yemek
    Denizsaçının yararları
    Dolama otunun faydaları
    Basurotunun faydası
    andız kökünün şifası
    andız otunun yararı
    ardıç tohumunu yemek
    özzde
    Limonatanın faydası
    peynirin şifaları
    helvanın yararları
    çikolatanın faydaları
    Leblebinin yararları
    zakkumun yararı
    Yabani enginarı yemek
    Yerelmasını yemek
    Yulafın yararları
    Şeftalinin faydaları
    Servinin faydaları
    Nilüferin şifaları
    Melisa Suyu içmek
    Menekşenin faydaları
    Kabakulakotu yemek
    Kahvenin yararları
    Karabaşotunu içmek
    Kaşıkotunu içmek
    Kayınağacının yararı
    Kuşekmeğini yemek
    Ihlamurun yararı
    Hanımelinin faydaları
    Hindibanın yararları
    Horasaninin şifası
    Centiyaneyi yemek
    Baldırıkaranın şifası
    adamotunun faydası
    andız otunu içmek
     

     kolanın yararı
    kokoreci yemek
    kaşar peyniri
    Tahinin yararı
    BROKOLİ şifası
    EBEGÜMECİ şifaları
    ISPANAK faydaları
    MELEKOTU içmek
    PİRİNÇ faydaları
    zakkumu içmek
    zambağın faydaları
    Yoncayı yemek
    Taflanın yararı
    Sumağın faydası
    Mandalinayı içmek
    Mersini yemek
    Kayınağacını içmek
    Ihlamuru içmek
    Hünnabın faydası
    Günlük yemek
    Fundanın şifası
    Baldıranın faydası
    Bamyanın yararı
    Behmenin faydaları
    aslanağzı yemek
    asmanın şifaları

     


    Devamını Oku »

    Diyabet Nedir? Diyabet için şifalı bitkiler

    Şeker hastalığı; tıptaki adı ile Diabetes Mellitus kan şekerinin yükselmesi, idrarda şeker çıkmasıdır. Araştırmalara göre, Türkiye'de 20 yaş üzeri kişilerin %13,7’sinde diyabet bulunmaktadır.1

    Diyabetin çeşitleri nelerdir?

    Diyabeti ve oluşumundaki süreci bütünüyle anlamak için diyabetin dünyasına girmek gerekir. Vücutta kan şekerinin düzenlenmesinde rol oynayan hormonların en önemlisi, pankreasın beta hücrelerinden salgılanan insülin hormonudur. Pankreasın yeterli miktarda insülin hormonu üretememesi ya da üretilen hormonun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda enerjiye dönüşmesi gereken glukoz, kanda birikerek kan şekerinin yükselmesine neden olur.

    Diyabetin 2 tipi vardır:

    Tip I diyabet; genellikle 30 yaşından önce başlar. Hastalar, normal kiloda veya zayıftır; bu tip diyabette mutlaka insülin kullanılmalıdır. Çünkü Tip I diyabetlilerde vücutta insülin üretilmemektedir.
    Tip II diyabet; genellikle 40 yaşından sonra başlar. Diyabet hastalarının büyük çoğunluğu bu tiptedir. Hastaların çoğunluğu aşırı kiloludur. İrsiyetin hastalığın oluşumunda önemli etkisi vardır; yani hastaların yakınlarında ya da yakınlarında Tip II diyabet hastası olanlarda diyabete rastlanma sıklığı yüksektir.

    Gizli şeker nedir?

    Tip II diyabette hastalığın gelişimi yavaş yavaş olduğundan, belirtiler başladığında hastalık genellikle en az 5 yıllıktır. Bu nedenle şekere yakalanma riski olanlar düzenli olarak kendilerini izlerlerse erken dönemde teşhis konabilir. Bazı hastalar ise hiç bir belirti göstermemekte, tesadüfen yapılan kan şeker tahlili ile tanınmaktadır.
    Halk arasında gizli şeker adı ile bilinen durum ise bundan farklıdır. Gizli şeker tıpta “bozulmuş glukoz toleransı” adı ile bilinir. Şeker hastalığı değildir. Şeker yükleme testi ile tespit edilir. Kan şekeri açlıkta 100 mg/dL’yi geçmemiştir. Ancak şeker yüklemesini takiben 2. saatte ölçülen kan şekeri 140-199 mg/dL arasındadır. Bu hastaların şeker hastası olma ihtimali yüksektir.

    Geleceği Kurtaralım

    Dünya Sağlık Örgütü'nün geleceğin en yaygın hastalıklarından biri olacağını vurguladığı diyabet; 2006 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kronik, komplikasyonlarla birlikte seyreden, pahalı ve halk sağlığını etkileyen ciddi bir salgın hastalık olarak tanımlanmıştır. Diyabet, yaşam kalitesini azaltan, vücudun bir çok yerini etkileyen, erken ölüme neden olabilen ve sağlık harcamalarını belirgin olarak artıran bir hastalıktır. Uluslararası Diyabet Federasyonu’na göre, 2011 yılında dünyada 366 milyon diyabetli bulunurken bu sayının 2030 yılında 552 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir.

     

     

     

    Bu Yiyecekler Şeker Hastalarına Şifa Oluyor!

    Şeker hastalığına iyi gelen yiyecekler yazımız, diyabet hastalarına şifa olacak nitelikte. Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen diyabet, her 11 kişiden 1’inde görülmektedir. Susuzluk, acıkma, sık idrara çıkma ve ağız kuruluğu ile kendini gösteren diyabet hastalığı tedavi edilmelidir. Erken tedavi ile şeker hastalığının etkileri de en aza indirilir. Kandaki glikoz seviyesinin çok fazla olması kişinin hem sosyal yaşantısını hem de sağlık durumunu etkiler.
    Şeker hastalığının tedavisi ilaçla olmaktadır. İlaçlardan sonra tercih edebileceğiniz bir tedavi yöntemi de besinler olacaktır. Kandaki şeker oranını dengeleyen besinleri tüketerek ve sağlıklı beslenerek kan şekerinizin yükselmesini önleyebilirsiniz. Nefis Yemek Tarifleri ekibi olarak sizler için “Şeker hastalığına ne iyi gelir bitkisel tedavi yöntemleri nelerdir?” gibi soruların yanıtlarını hazırladık. Ayrıca şeker hastalığına ne iyi gelir İbrahim Saraçoğlu önerileri nelerdir sorunuzu da bu satırlarda cevaplandırabilirsiniz. Listemizde yer alan besinler ile daha sağlıklı bir bedene sahip olup şeker hastalığının etkilerini en aza indirebilirsiniz.

    Şeker Hastalığına İyi Gelen Yiyecekler

    • Soğan: Her derde deva olan antibiyotik etkili soğan, şeker hastalarının en doğal ilacı olmakta. Yemeklerde ve salatalarda kullanıldığında yiyeceklerin daha da lezzetli olmasını sağlar. Soğan antibiyotik etkisi ile hastalıkları kolayca uzaklaştırdığı gibi kandaki şeker oranını da dengeleyecektir.
    • Lahana: Kış mevsimi geldiğinde sebze raflarında yerini alan lahana pek çok faydası ile dikkat çekiyor. Şeker hastalarının bolca tüketmesi gereken bir sebze olduğunu ifade edebiliriz. Düşük kalorili bir besin olduğundan şeker hastaları için de tavsiye edilen bir besin olacaktır. Kan şekerinin dengede kalmasını sağlarken, kilo verme konusunda da size destek olabilir.
    • Zeytinyağı: Kalp dostu zeytinyağı aynı zamanda şeker hastalarının da en büyük dostu. Kolesterol seviyesini dengelediği gibi kandaki şeker oranını da düşürmektedir. Her öğünde tercih edebileceğiniz zeytinyağı ile daha sağlıklı bir bedene sahip olabilirsiniz. İnsülin direnci olan kişiler için bolca tavsiye edilmektedir.
    • Enginar: Enginar pek çok faydası ile sağlık dostunuz olacaktır. Mutfağınızda enginara yer açmak için birçok nedeniniz var. Enginar hem kan şekerini dengeleyen hem de kansere karşı duvar ören bir yiyecektir.
    • Fasulye: Glisemik indeksi düşük olan besinler diyabet hastaları için sağlıklı seçimler olacaktır. Bu besinlerden biri de fasulyedir. Öğünlerinizde yeşil fasulye veya kuru fasulye yiyebilirsiniz.
    • Pancar: Şeker hastalarının beslenmes listesinde olması gereken bir yiyecek de pancardır. Pancarda oldukça az karbonhidrat yer alır. Bu özelliği ile diyabet beslenmesinde önemli bir yer tutar.
    • Balık Eti: Şeker hastalarının omega 3 yağ asitlerine önem vermesi gereklidir. Bu nedenle haftada en az 1 öğün de olsa balık tüketmelidir. Az yağlı balıklardan yana yapılan seçimler, diyabet beslenmesi için iyi olacaktır.
    • Yoğurt: Yoğurt sadece diyabet beslenmesinde değil her öğünde ve her kişi için önemli olan bir besindir. Yoğurt düşük kaloriye sahip ve bolca vitamin içeren bir yiyecektir. Özellikle de Tip 2 diyabet için etkili olan yoğurdu bol bol tüketebilirsiniz.

    Şeker Hastalığına İyi Gelen Meyveler

    • Greyfurt: Yapılan araştırmalar sonucunda greyfurt tüketen hastaların şeker seviyesinin ideal seviyede kaldığı tespit edilmiştir. Şeker hastaları greyfurt tüketirken çok dikkatli olmalıdır. Eğer düzenli olarak ilaç kullanan biriyseniz, greyfurtu gün içinde ölçülü yemelisiniz. Aksi halde ilaç ve greyfurt sağlığınız için tehlikeli olabilir. Ölçülü yemenizi tavsiye edeceğiz.
    • Elma: Elma tüketen kişilerin diyabete yakalanma riski daha düşüktür. Şeker hastalığı tanısı yapılan kişilerin ise gün içinde elma tüketmesi önerilmektedir. Elmanın lifli yapısından dolayı kan şekerinin yükselmesi önlenir.
    • Kayısı: Kuru kayısı hem metabolizmanızı hızlandırır hem diyet beslenmesinde sizi tok tutar hem de şekerin yükselmesini önler. Böylesine faydalı bir meyvenin tüketimi diyabet beslenmesinde önemli yer tutar.
    • Avokado: Şeker hastalarının rahatlıkla tüketebileceği meyvelerden biri de avokado olacaktır. Salatada veya omlet yaparken avokadoyu tüketebilirsiniz.
    • Kivi: Kivinin şeker oranı çok düşüktür. Bu nedenle şeker hastalığına iyi gelmektedir. Meyve saatlerinde bir adet kivi ile sağlıklı beslenmeye devam edebilirsiniz.
    • Yaban Mersini: Yaban mersini yapraklarını demleyip çay olarak içmek, kandaki şekerin yükselmesini önleyecektir. Yaprakları ve meyvesi ile tam bir diyabet ilacı olacaktır.

    Şeker Hastalığına İyi Gelen Bitkiler

    • Tarçın: Şeker hastalarının en sık kullandığı bitkilerden biri tarçındır. Tarçın kan şekerini düzenleyen ve dengeleyen bir bitkidir. Çubuk tarçın ve baharat şeklinde tüketildiğinde adeta diyabet düşmanıdır. Tatlı yeme duygusunu erteleyen ve unutturan tarçın, çayın içinde şeker niyetine tercih edilebilir. Gün içinde çubuk tarçın eklenmiş suyu içebilir, yoğurt üzerine bir tutam toz tarçın serpebilirsiniz. Diyabetle mücadele ettiğiniz bu yolda tarçın size çok yardımcı olacaktır.
    • Zencefil: Sağlıklı bitkilerden zencefil, diyabet ile mücadele etmek için iş başında. Genellikle bal ile karıştırılıp kullanılan zencefil, şeker hastaları tarafından tüketilecekse bal miktarı çok çok az olmalıdır.
    • Çörek Otu: Çörek otu ile zamansız yükselen kan şekerini kontrol altına alabilirsiniz. Kahvaltıda peynir üzerine bir tutam eklediğinizde hem kansere karşı koruyucu önlem alırsınız hem de şekerinizin yükselmesini engellersiniz. Çörek otu. şeker hastalarının tercih etmesi gereken bir bitki olacaktır.
    • Zerdeçal: İltihap düşmanı olan zerdeçal vücudu temizleyen bir bitkidir. Pilav ve makarnada hatta etlerde bile kullanabilirsiniz. Şekerin yükselmesini önleyecek ve size daha sağlıklı günler yaşatacaktır. Zerdeçalın içinde kurkumin maddesi yer alır bu madde de yükselen kan şekerini dengelemektedir.
    • Aloe Vera: Aloe vera suyu içildiği takdirde sağlığa çok faydalı olmaktadır. Özellikle de kandaki şeker oranını en ideal seviyeye getirir. Şeker hastaları gün içinde zaman zaman aloe veralı su içerse şekerin yükselmesini önler.
    • Ispanak: Yeşil yapraklı sebze ve bitkilerin şeker hastaları için önemli olduğu vurgulanmaktadır. Diyabet hastalarının da bu uyarıya kulak vermesi ve ıspanağı bolca tüketmesi önerilmektedir.

    Şeker Hastalığına İyi Gelen Kuru Yemişler

    • Ceviz: Zihin gelişimi için faydalı olan ceviz, şeker hastalarının yanından ayırmaması gereken bir kuru yemiş oluyor. Ceviz ve ceviz suyu, yükselen kan şekerini dengeleme konusunda oldukça başarılı. Ceviz kolesterol ve şeker seviyesini ideal noktada tutabiliyor. Ayrıca tok tutucu etkisinden dolayı tatlı yeme hissini de bastırıyor.
    • Yer Fıstığı: Yer fıstığı ve ezmesi kan şekerini düşürme konusunda etkilidir. Ara öğünlerinizde veya aniden yükselen kan şekeri durumunda yer fıstığı tüketmenizi tavsiye edeceğiz. Her sabah 1 tatlı kaşığı yer fıstığı ezmesi tüketerek kan şekerinin yükselmesine karşı önlem alabilirsiniz.
    • Badem: Badem sağlıklı yağ içeren besinlerden biridir. İnsülin direncinin yükselmesini önler. Şeker hastalarının gün içinde kuru yemiş olarak tercih edebileceği bir yemiştir. Badem şekerin yükselmesini önleyerek sizi sağlıklı günlere götürür.
    • Kabak Çekirdeği: Kabak çekirdeğinin içinde doymamış yağ ve demir bulunur. Bu yapısından dolayı şeker hastalarına çare olmaktadır. Tok tutucu etkisi ile şeker hastalarının açlıklarını bastırır ve kan şekerinin yükselmesini önler.
    • Sarı Leblebi: Şeker hastalarının atıştırmalık olarak tüketebileceği sarı leblebi, sağlığa olan faydaları ile kendinden konuşturuyor. Kandaki şekeri dengeleyen, metabolizmayı hızlandıran ve kişiye enerji veren yönü ile sarı leblebi pek çok kişinin kuru yemiş tercihleri arasında yer alıyor.

     

     şeker hastalığı tedavisi

     ÇÖREKOTU Suyu içmek
    Antep Fıstığının faydası
    Okaliptusun faydaları
    Oltuotunun faydası
    Miskotu Suyu içmek
    Keçi sedefotunun faydası
    Kediotunun yararları
    Kırkdamarotunu yemek
    Hindyağıağacının yararları
    Gümüşdüğmenin şifası
    Frenküzümünü içmek
    Damkoruğunun faydaları
    Denizkadayıfının şifaları
    Beşparmakotunu yemek

    kıymalı böreği yemek
    kabak köftesini yemek
    lolipopun faydası
    gül reçelinin şifası
    KEREVİZ yararları
    KUŞBURNU yararı
    MAYDANOZ yararları
    ZEYTİNYAĞI yemek
    zerdeçalın yararları
    zeytinin faydaları
    Yosunun yararı
    Tütünün faydası
    Şakayığın yararları
    Şerbetçiotu yemek
    Saparna Suyu içmek
    Pirinçin yararları
    Nergisin yararları
    Nişastanın faydaları
    Mineçiçeğinin şifaları
    Misvağın yararları
    Kafurunun yararı
    Kahkahaçiçeğinin şifaları
    Karpuzun yararı
    Katırtırnağı yemek
    Kerevizin şifaları
    Kuduzotu yemek
    Hiyarşembeyi yemek
    Greyfurtu yemek
    Günlüğün şifaları
    Denizsaçının yararı
    Devetabanının faydaları
    Dolama otunu yemek
    Centiyanenin faydası
    Boruçiçeğinin şifası

    öz olarak Diyabet Tedavisi
    ayranın şifaları
    helvanın yararı
    Leblebinin yararı
    Fıstığın faydası
    HAVUÇ yararları
    SOĞAN yararları
    Yoncanın faydası
    Yosunu içmek
    Yulafın yararı
    Tütün yemek
    Şeftalini yemek
    Safranın faydaları
    Servini yemek
    Narın yararları
    Meşenin faydaları
    Muzun faydası
    Mürver yemek
    Kafurunu içmek
    Kahvenin yararı
    Karpuzu içmek
    Kudrethelvası
    Hanımelini yemek
    Haşhaşın şifaları
    Hindibanın yararı
    Gelinciğin şifası
    Denizsaçını içmek
    adaçayının şifaları

    Devamını Oku »
    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

    Saç ve Cilt Sağlığına Faydalı Bitkisel Yağlar

    Neredeyse her gün kullandığınız saç ve cilt bakım ürünlerinin içinde zararlı kimyasal maddeler bulunduğunu mutlaka biliyorsunuzdur. Doğal...